Salı, 01 Mayıs 2018 tarihinde yayınlandı. Özkan BAVLI tarafından yazıldı.

İnsanlığın En Büyük Düşmanı Mikroorganizmalar

tekhücreli

Genel olarak kabul gören bilimsel yaklaşım, dünyadaki ilk canlıların tek hücreliler olduğuydu. Basit bir tek hücreli canlı zaman içinde daha karmaşık ve çok çeşitli olarak değişim geçirdi. Bir grup tek hücreli canlılar önce koloniler oluşturdular, sonra bazı koloniler organize olarak çok hücreli canlı organizmaları oluşturan dokular ve organlara dönüştüler. Hayatta kalma mücadelesi için farklı özelliklere sahip hücrelerin bir organizasyon içerisinde birlikte çalıştıklarını ve birbirilerini tamamlayan bir yapıda çalıştıklarını görürüz. Aynı yapı içerisinde oksijeni dokulara taşıyan alyuvarlar, zararlı mikroorganizmalara karşı savaşan akyuvarlar gibi tek hücrelilerin de yaşadığını görebiliyoruz.

Bu yapı milyarlarca yıldan bu yana sürekli yeni versiyonlar üreterek, değişen çevre şartlarına göre ve sürekli kendini geliştiren düşmanlarına göre değişerek kendisini geliştirdi. Değişen her bireyden bir süre sonra yeni türler ortaya çıktı. Günümüzde ise gezgenemiz milyonlarca çeşitte canlıdan oluşan büyük bir ekosistem haline geldi. 

Ancak bir grup tek hücreliler tek kalmayı tercih ettiler ve çok hücreliler gibi büyük organizasyonlar kurmadılar. Tek hücreli olarak çeşitlendiler ve bu halleriyle kendilerini geliştirdiler. Şu anda hem üreme yetenekleri ve üreme hızları, hem de zor şartlara karşı hayatta kalabilme yetenekleri sayesinde çok hücrelilerden sayısal olarak binlerce kat daha fazladırlar. Belki farkında değiliz ama aslında gezegenimiz tek hücreliler tarafından ele geçirilmiş durumdadır.

tekhucreli2

chlamy10

Koloni oluşturan bakteriler.

Çevremizde bulunan tek hücrelilerin sayısını ve türünü anlayabilmek için aşağıdaki deneyi inceleyebilirsiniz.

kirli el

İnsan elinde yaşayan mikroorganizmaları tespit etmek için petri kapında (tıpta bazen hastalık teşhisinde kullanılan, içerisinde mikroorganizmaların rahatça çoğalabileceği deney kapına petri kabı denir) yapılan bir deney. 

Avucunuzu petri kabına bastırıp çekiyorsunuz, oda sıcaklığında bir kaç gün bekledikten sonra avucunuzda bulunan mikroorganizmaların üremeye başladıklarını gözlemleyebiliyorsunuz. Her şekil, renk, boyut farklı bir mikroorganizma türünün kolonisidir. Tüm yüksek yapılı organizmalar gibi insanlar da hem dış yüzeylerini kaplayan derileri üzerinde hem de sindirim sistemlerinde ve diğer bazı bölgelerinde çok sayıda mikroorganizma ile birlikte hayatlarına devam ediyorlar.

Dışarıda bizim düşmanımız olan çok sayıda mikroorganizmalar bizi öldürmek için bekliyorlar. Sadece grip hastalığına sebep olan 4 bin civarında mikroorganizma türünün olduğu bilinmektedir. Eskiden bu mikroorganizmalarla sadece bağışıklık sistemimiz ile mücadele ederken günümüzde çeşitli ilaçlarla mücadele ediyoruz. Ancak her halükarda ilaçların işe yaramadığı mikroorganizmalar ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte bazı mikroorganizmalar ilaçlara karşı bir savunma yada bağışıklık geliştirerek kendini geliştiriyor. 

Başka bir gezegende ilk defa karşılaşacağımız zararlı mikroorganizmalarla nasıl baş edebileceğiz? Biraz fantastik gelebilir ama hava yoluyla bulaşan ve insan beynini ele geçirerek onu yöneten bir mikroorganizma düşünün. Kuduz hastalığı gibi ama bu olayda hasta çıldırmıyor, sadece bilincini kaybediyor ve farkında olmadan istemediği şeyler yapıyor. Uzun bir süre de hiç kimse hasta olduğunu anlamıyor ve hastalık herkese bulaşıyor. Sonunda hasta ölüyor ama iş işten geçene kadar kimse kişinin hasta olduğunu fark edemiyor. Uzayda binlerce kişiden oluşan koloninin bu şekilde bilincini kaybederek yok olduğunu düşünün. 

Başka bir örnek; deriyle temas ettiği anda inanılmaz bir hızla çoğalan ve dakikalar içerisinde bir insanı bir gübre yığınına çeviren bir mikroorganizma olsa, hangi ilaç böyle bir hastayı tedavi edebilir? Önceden alınmış bir ilaç olabilir belki ama hastalığa çözüm olacak bir ilaç geliştirene kadar bir sürü insan ziyan olacaktır.

Sürekli bir bulaşma ihtimali olduğunu düşünürsek başka bir gezegende koloni kurnak için gittiğimizde astronot kıyafetimizi ne zaman çıkarabileceğiz ?

Şimdi gelelim "neden indanlar başka gezegenler koloni oluturmamalıdır" tezimin ana sebeplerine;

Başka Gezegenlerde Yabancı Yaşamlar << Geri   |    İleri >> 1. Sebep: Bulaşma ve Bulaştırma