Çarşamba, 02 Mayıs 2018 tarihinde yayınlandı. Özkan BAVLI tarafından yazıldı.

ay

3. Sebep: Doğal Afetler ve Aşırı Gezegen Koşulları

Evrende hiç bir şey aynı kalmıyor. Her şey hareket halinde ve değişiyor. Kainatı oluşturan bütün maddeler birbirileri ile etkileşim halindeyken aynı zamanda her madde, her varlık kendi içinde de bir harekete ve kendi içinde değişimi sağlayan dinamiklere sahip. Uzay boşluğunun kendisi bile genişliyor, kıvrılıyor, bükülüyor, kara delikler içerisinden akıp kimbilir nereye gidiyor. Ancak yine de yıldızlar, gezegenler, gök taşları gibi cisimlerdeki hareketlilik göz önünde bulundurulduğunda uzay boşluğu nisbeten daha sabit değerlere sahip.

Dünyanın yaklaşık 4,5 milyar yıllık geçmişine bakıldığında geçmişte sonu yıkıma varan çok büyük değişimler olduğunu görüyoruz. Öyle ki; bir zaman makinesi olsa ve milyonlarca yıl geriye gitsek dünyanın başka bir gezegen olduğunu düşünebiliriz. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortam sıcaklıkları, atmosferde farklı oksijen değerleri, hiç bilmediğimiz farklı canlı türleri ile karşılaşırız. Ancak burada ders çıkarmamız gereken en önemli konu büyük doğal felaketler. Başka bir gezegende koloni kurmak, oraya yerleşmek, orada gelişmeye devam etmek, orada insanlar için bir gelecek planlıyorsak önce dünyanın geçmişine bakarak ders çıkarmalıyız.

Dünya 4,5 milyar yıllık gelişimi sırasında ilk canlı oluşumunun 3,5 milyar yıl önce ortaya çıktığı düşünülüyor.3,5 milyar yıl içerisinde canlılar 5 kez toplu yok oluş yaşamışlar.

 

1. Permiyen yok oluşu

Bundan 250 milyon yıl önce gerçekleşen bu yok oluş dünya tarihinin bilinen en büyük yok oluşudur.Bugün Sibirya olarak adlandırdığımız bölgede gerçekleşen şiddetli volkanik patlamalar yüzbinlerce yıl devam etti ve eşi benzeri görülmemiş bir sera etkisi yarattı.Denizlerdeki canlı türlerinin %90-95 i yok oldu.Havaya salınan zehirli sülfür gazları kara canlılarının çoğunun boğularak ölmesine sebep oldu.Bu felaketten sonra dünyanın tekrar toparlanması 10 milyon yıldan fazla sürdü.

 

2. Ordovisyen yok oluşu

Bundan 445 milyon yıl önce gerçekleşen üçüncü en büyük kitlese yok oluştur.Çoğunluğunu deniz canlılarının oluşturduğu ordovisyen döneminde gezegenin kimyasal dengesinin bozulması ve karbondioksit seviyesinin düşmesi sonucunda korkunç bir buzul çağı başlamıştır.Yüzbinlerce yıl süren bu buzul çağında dünya üzerinde yaşamın %85'e yakını yeryüzünden silinmiştir.

 

3. Devoniyen yok oluşu

Bundan 360 milyon yıl önce gerçekleşen bu büyük yok oluşa sebep olan felaket bir kaç milyon yıl sürmüştür ve yaşamı neredeyse bitme noktasına getirmiştir.Sebebinin yine iklim bozulması sonucunda gloabal bir buz devrinin gelmesiyle oluştuğu düşünülmektedir.Bu felaket kara yaşamından çok deniz yaşamını etkilemiştir ve su altı yaşamını bitirme noktasına getirmiştir.

 

4. Trias yok oluşu

Sebebi tam olarak bilinmese de astreoid, iklim değişimi ve volkanik etkenler olarak tahmin edilen yok oluştur.200 milyon yıl önce gerçekleşen bu yok oluşta tüm canlı türlerinin %40'ı deniz yaşamının ise %65'i yeryüzünden silinmiştir.İlginç bir şekilde bitkiler bu yok oluştan en az zararla kurtulan ve büyük ölçüde yaşamını devam ettiren tür olmuştur.

 

5. Kretase yok oluşu

Bundan 65 milyon yıl önce gerçekleşen bu yok oluş belkide en bilinen ve en fenomen yok oluştur. Bu dinazorların yok olup yeryüzüne memeli türlerin hakim olmasıyla sonuçlanan felakettir. Bu olayı sebebi hepimizinde bildiği meşhur meteordur. Tek büyük kıtayı parçalara ayıran deniz seviyesini düşüren ve şu anki dünyamızın mimarı olan bu yok oluş bir felaketten çok bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır.

 

Dünyanın ilk oluştuğu zamanlarda gezegenemize neredeyse yağmur gibi göktaşı düşüyordu. Bunu Ay'ın yüzeyine bakarak anlayabiliriz. Daha önce olduğu gibi yeterince büyük bir göktaşı dünyadaki yaşamı her an bitirebilir.

Tüm bu yok oluşlar gezegenimize has felaketler değil. Depremler, göktaşları, yanardağlar, ani iklim değişimleri, yabancı canlıların istilası (dünyada çekirge, fare gibi hayvanlar yada hastalık yapan mikroorganizmaların aşırı çoğalması) gibi olaylar her gezegende olabilecek şeyler.

Koloni kurulacak olan gezegende bu durum için nasıl bir çözüm üretilebilir? Üretilecek olan çözümler ile uzayda gezgin olarak dolaşan bir koloni için üretilen çözümleri kıyasladığımızda hangisi daha pratik ve kalıcı bir çözümdür?

Diğer bir konu;

Bir gezegende canlı yaşayabilmesi için gezegenin kendisinin de yaşıyor olması lazım. Yani sıcak bir çekirdeği olması lazım. Sıcak bir çekirdeği olmasının yanında dünyadaki gibi manyetik alan oluşturabilecek şekilde çekirdeğinde yüksek demir yoğunluğu veya benzeri bir mineral olması gerekir. Soğumuş ve sönmüş olan bir gezegende manyetik alan olmama ihtimali vardır. Manyatik alan olmaması, yörüngesinde döndüğü yıldızdan gelen radyasyona engel olamayacağı anlamına gelir.

Aslında bunlar bizim gezegenimizde doğayla olan mücedelemiz sırasında baş etmeye çalıştığımız kronik sorunlar. Bu sorunlar farklı gezegenlerde farklı seviyelerde yeni başka sorunlarla birlikte karşımıza çıkacaktır.  

jupiter saturn neptun

Yaşam için pek uygun olmasada, başka gezegenlerdeki atmosfer koşullarına dair fikir vermesi açısından yakınımızda bulunan gezegenlere bakabiliriz.

Jüpiter, Satürn ve Neptün. Bu gezegenlerde gökten su yerine yağan madde, birçok insanın gözlerini kamaştırabilir. Atmosferik verilere göre, bu üç gezegende gökten su yerine elmas yağıyor. İlk olarak bu gezegenlerin atmosferinde bulunan metan, şimşek fırtınaları ile yığın halinde karbona dönüşerek grafit oluşuyor. Daha sonra basınç ile birlikte grafitin elmasa dönüşmesi gerçekleşerek, gökten elmas yağıyor.

Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/diger-gezegenlerde-gokten-su-yerine-ne-yagiyor/

venüs

Venüs’ün atmosferinde ise yağışlar, asit olarak gerçekleşiyor. Çünkü, Dünya’da nasıl bulutlar sudan oluşuyorsa, Venüs’ün atmosferindeki bulutlar sülfirik asitten oluşuyor. Fakat, yine sıcaklıktan kaynaklı her ne kadar asit yağmuru gerçekleşiyor olsa da, henüz yağış yüzeye ulaşmadan asit buharlaşıyor.

Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/diger-gezegenlerde-gokten-su-yerine-ne-yagiyor/

titan

Satürn’ün uydusu Titan’ın Dünya ile birçok benzerliği var; volkanlar, rüzgar ve yağışlı olması. Ayrıca, Titan ve Dünya’nın yüzeyi de birbirleriyle benzerlikler taşıyor. Bunun yanısıra, Güneş Sisteminde yalnızca Titan ve Dünya’da sıvı yağış katı yer yüzüne ulaşabiliyor. Fakat, yine su yerine, Titan’ın yağışları sıvı metan olarak gerçekleşiyor ve bu yağışlar yaklaşık olarak 1000 yılda bir gerçekleşiyor. Metan, Titan yüzeyine sıvı olarak ulaşabiliyor çünkü, bu uydunun yüzeyinin sıcaklığı yaklaşık olarak -179 derece santigrad. Bu sıcaklık da, metanın sıvı forma geçmesi için yeterli.

hd 189733b

Çok özel ve ilginç bir örnek; dünyadan 64 ışık yılı uzakta olan mavi gezgen HD 189733 b’de ise, mavi renginin de kaynağı olarak, yağışlar sıvı cam olarak gerçekleşiyor. Gaz bulutundan meydana gelmiş bu gezegen, kendi yıldızına yakın bir konumda bulunuyor ve yüzeyindeki sıcaklığın 982 dereceden fazla olduğu düşünülüyor. Ayrıca, bu erimiş camlar yaklaşık olarak 7000 kilometre/saat hızla yana doğru yağıyorlar.

Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/diger-gezegenlerde-gokten-su-yerine-ne-yagiyor/

kepler 186f

Bunların yanında, yakın zamanda dünyaya benzeyen yeni gezegenler bulundu. Bu gezegenlerin boyut ve hava şartları açısından dünyaya benzediği düşünülüyor.

Kepler 186f, Kepler 438b, Kepler 442b, Kepler 440b,

Kepler uzay teleskobu tarafından tespit edilen bu yaşama elverişli gezegenler yeni keşfedildiler.

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi'nin (NASA) uzay teleskopu Kepler ile tespit edilen 'Güneş sistemi dışındaki' bu gezegenlerden yalnızca üçünde yaşam koşulları gözlendi. Yaşama uygun olma ihtimali olan gezegenlere Kepler 438b, Kepler 442b ve Kepler 440b isimleri verildi. Bu gezegenler arasında da Dünya'ya en çok benzeyenin de Kepler 438b olduğu belirtildi. Daha önce ise Kepler 186f adlı gezegenin Dünya ile benzerlikleri en çok olan gezegen olduğuna inanılıyordu.

Dünya'dan yüzde 12 oranında daha geniş olan Kepler 438b, Kepler 186b'den daha büyük. Ayrıca yıldızına daha yakın mesafede dönmesi nedeniyle, Dünya'ya kıyasla yüzde 40 daha fazla ışık alıyor.

ABD'nin California eyaletindeki araştırma merkezi Seti'de görevli Doktor Doug Caldwell'e göre, 438b'nin yüzeyi Dünya'nın yüzeyinden daha sıcak. Caldwell, kızıl cüce güneşi etrafında dönen bu gezegenden bakıldığında gökyüzünün, Dünya'ya kıyasla daha kırmızı görünebileceğini söylüyor.

Yaşam koşullarının görülebildiği gezegenler kendi güneşlerine, suyu muhafaza edebilecek kadar uzak, fakat suyun donmasına engel olacak kadar da yakın bir mesafede bulunuyor.

Bu tip gezegenlerin belirlenmesi de bilim insanlarının araştırmaları sonucu yaptıkları tahminlere dayandırılıyor.

BBC'ye konuşan Doktor Caldwell, "Yaptığımız Kepler ve diğer ölçümlere göre, bu gezegenlerde balıkların yaşadığı okyanuslar veya ağaçların bulunduğu topraklar olup olmadığını bilmiyoruz. Bildiğimiz şeyler ise boyutları ve kendi yıldızlarından enerji almalarıi" diyor.
Caldwel, gezegenlerin Dünya gibi kayalık olduklarını ve aldıkları ışığın da Dünya'nınkiyle kıyaslanabilir olduğu yorumunu yapıyor.

Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/01/150107_dunya_gezegen

Diğer Kaynak: https://www.nasa.gov/ames/kepler/kepler-186f-the-first-earth-size-planet-in-the-habitable-zone

Teknoloji geliştikçe daha uzakları görebilme ve uzaktaki gezegenler hakkında daha fazla bilgi toplama imkanı elde edeceğiz. Ancak hem şimdi hem de gelecekte karşılaşacağımız değişmez bilgi; her gezegenin kendine göre farklı şartları olduğudur. Dünyaya en çok bezeyen gezegendeki şartlar, Everest Dağı'nın tepesindeki şartlara yada dünyanın en derin noktası olan Mariana Çukuru'ndaki şartlara benzeyecek. Dolayısıyla doğa şartlarına adaptasyon, bir koloni için her zaman ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.

 

2.Sebep: Biyoklimatik Konfor << Geri   |    İleri >> Sonuç